MÜTHİŞ TÜRK
  Yazılarım 03
 

 GÜREŞİMİZDE GERÇEKLERİ GÖRMEMİZ GEREK

Sporda dünyada ileri seviyede olan ülkelere bir göz attığımızda başarının sürekli olduğunu görürüz. Bunun sebebini araştırmaya gerek var mıdır bilmem ama hiç şüphesiz başarıda en önemli etken; disiplinli, sistemli ve uzun vadeye dayalı planlı çalışma yapılmasıdır.

Yıllardır hep kazanmış olduğumuz büyük küçük her türlü başarı ile kendimizi kandırarak ve gerçekleri göz ardı ederek bu günlere kadar geldik. Oysaki sporda en önemli şey başarının sürekli olması hadisesidir. Bu da üst yapıda sağlam bir zemin ile birlikte Türk güreşinin alt yapısının çok olumlu bir tabloda olması ile ancak mümkün olabilir. Yıllardır kamu kuruluşlarının bünyesinde dünya çapında başarılarla yol alan güreşimiz artık buralarda zemini kaybetmeye başlamıştır. Kulüp bazında kapanma hadiseleri ile irtifa kaybeden ata sporumuz bu kulüplerin bünyesindeki alt yapılarında çökmesi ile adeta yetim durumuna gelmiş bulunmaktadır. Tek çare olarak görülen ve alt yapının son umudu güreş eğitim merkezlerimizdeki durumda hepimizin malumu. Tüm bu gerçekler ışığında güreşimizin bu gününe baktığımızda Ata Sporumuz güreşin çıkmaz bir sokağa girdiğini görürüz. Bu durumdan kurtulmak için mutlaka çok acil tedbirler alınması elzemdir. Bu tedbirlerin başında yeni kulüpler açılması güreşin kamuda yaygınlaştırılması, okullara güreşin mutlaka sokulması ile birlikte camiada bölünmüşlüğün ortadan kaldırılması kesin kes şarttır. Bunun her devirde güreşimizin yönetimine gelen yönetimlerin mutlaka taraf yerine tüm camiayı kucaklayan bir strateji içinde olması Türk güreşin kesin yararınadır.

            Bu dilek ve temennilerimizin ışığında elimizdeki istatistiklere baktığımızda Olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonalarında ülkemize en fazla madalya getiren spor dalının güreş olduğunu görürüz. Olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonaları güreşimiz ve ülkemiz için çok önemli olduğu bir gerçek. Bu üç büyük organizasyonda güreşçilerimiz bolca madalya kazanıp diğer tüm federasyonları çok geride bıraktığını görürüz. Buraya kadar her şey çok güzel. Ancak son dönemlerde, Türk sporunun lokomotifi olan ve spor tarihimiz boyunca 5 kez takım halinde Dünya şampiyonu olan serbest güreşimizin ne hale düştüğünü görmemiz gerekmektedir. Geçen yılın Macaristan'da Dünya şampiyonasında ve bu sene Rusya'da yapılan Avrupa Şampiyonasında elde edilen tabloyu maalesef üzülerek izledik.

 

            Macaristan'da  Aydın Polat'cının Dünya şampiyonluğunu takım adına başarı saydık. Geriye kalan altı sıkletin durumunu hiç kimse masaya yatırıp buna çözüm aramadı. Sadece bir altın madalyayı başarı kabul edip onun arkasına gizlenmek ve günü kurtarır düşünceler içerisinde bulunmak güreşimiz geleceği açısından pek de  tatmin edici bir durum değildir. Bu sene Rusya'da yapılan Avrupa şampiyonasına baktığımızda 60 kg'da Teyfik ile 84 kg'da Gökhan'ın ikincilikleri ile yetinmek zorunda kaldık. 7 kişilik takımda 2 gümüş madalya ve 5 siklet ise madalya dışında. Bu ise gelinen vahim tablonun en önemli habercisi olsa gerek. Türk güreşinde tarihi parlak zaferlerle dolu olan serbest güreşimizin bana göre 7 sikletin tümünde madalya kovalayan ve elde eden bir ekip görünümünde ve gücünde olması kesinlikle şarttır. Bunca başarısız tabloya rağmen hala daha günü kurtarma düşünceleri içinde olmadan çözüm arayışı içinde olması gereken güreşimizin yönetiminin pek de bir ciddi çalışmasına maalesef şahit olamadık. Türk serbest güreşinde mutlaka yeniden bir yapılanma ve toparlanma kesinlikle şarttır.

            Türk güreşinde eski Yaşar Doğu, Celal Atik tarzında çok ciddi bir disiplinli çalışma ortamına kesin ihtiyaç bulunmaktadır. Yabancı teknik adam dil ve kültürel farklılıklar nedeni ile güreşimize tarih boyu hiçbir zaman çare olamadığı gibi şimdi de olması mümkün değildir. Güreş milli takımlarımızda disipline uymayan sporculara yabancı teknik adamlar her dönem taviz vermişler ve ekip ruhunun dejenere olmasına katkı sağlamışlardır. Çünkü Türk insanının motive tarzı kendi kültürel ve manevi öz değerleri ile olmaktadır. Bunun farkında olmayan yabancılar güreşimize yarar yerine hep zarar vermişlerdir. Bu nedenle yerli antrenörlerimizden disiplinli ve işi bilen ve sporcuları gerekirse bir baba sertliği, gerektiğinde bir ağabey şefkati içinde motive ederek çalıştıracak bir ekibe serbest güreşimizde kesinlikle ihtiyaç vardır.

            Birde aklıma gelmişken Festival ve Geleneksellik adı altında yapılan karakucak veya yağlı güreşleri de yakın takibe almak gerektiğini düşünüyorum. Çok fazla detayına girmeden gerek hakemler, gerekse sporcuların yaptıkları güreşimize yakışmayan tavır ve hareketlerden ötürü, güreşe gönül veren seyircilerimizi organize eden kurum veya kuruluş yetkililerini ata sporcumuzdan soğutmakta ve onları güreşten uzaklaştırmakta. Bu nedenle güreş federasyonunun yetkili kurullarının bu konuyu çok sıkı takibe almaları gerektiği kanaatındayım. Türk güreşi Türk milleti var olduğu müddetçe olacağına göre güreşimize kimsenin zarar vermesine asla göz yumulmamalıdır.

            Eğer Türk güreşini bundan sonra çağdaş seviyeye çıkarmak ister isek, en kısa zamanda bu spor dalımızı yönetim tarzında özerkliğe taşımalıyız. Hiç değilse, Futbol'a, Basketbol'a, Voleybol'a karşı ortaya koyduğumuz iyi niyeti, Ata sporumuza da tanımalıyız.

 

            Korktum o ki, mevcut yetersiz başarılar ile yetinme gibi düşüncelerimizi ve uygulamalarımızı sürdürürsek, güreşte, dünü mumla ararız. Birkaç madalya alan sporcularımızın başarısının arkasına sığınmak, gerçeklerin üzerini örtmekten başka bir işe yaramayacağını anlamalıyız. Onun için yarın geç olmadan, tedbiri hemen alıp, Türk güreşinin alt yapısını ve üst yapısı olan kulüplerimize eldeki tüm imkanlar muvacehesinde destek vererek, tarihin her döneminde olduğu gibi başaralı sonuçlara imza atmalıyız. Güreşimizin güzel başarılara, güzel imkanlara kavuşması ümidim ile…



                     NEDEN BİZDE SİSTEM YOK

            Sporda dünyada ileri seviyede olan ülkelere bir göz attığımızda başarının sürekli olduğunu görürüz. Bunun sebebini araştırmaya gerek var mıdır bilmem ama hiç şüphesiz başarıda en önemli etken; Disiplinli, sistemli ve uzun vadeye dayalı planlı çalışma yapılmasıdır. Geçtiğimiz günlerde Polonya'nın Başkenti Varşova'da yapılan Yıldızlar Avrupa Şampiyonasına bir göz attığımızda 10 sikletin 8'de Rus sporcuların birinci olduğunu görmekteyiz. Adamlar sistemli çalıştıkları için spor sistematiği olan;Yıldızlar da kazanılan başarıyı gençlere, gençlerdeki başarıyı büyüklere taşımaktadırlar. İşte sporun gerçek başarı izahı budur. Yıldızlarda başarılı olana bir sporcu 3 sene sonra kayboluyor ise buna başarı denemez. Aynı şekilde gençlerde kazanılan başarının da büyüklere taşıması bur da çok büyük önem arz etmektedir. 8 siklette Rusların şampiyon olduğu Avrupa yıldızlar Serbest güreş şampiyonası'nda biz Türkiye olarak 1 altın, 1 gümüş ve 4 bronz kazandık. Yani 10 sikletin 6'sında madalyaya uzandık. Aslında takım olma yönünde yarıdan fazla siklette madalya kazanmak önemli bir kriter olarak değerlendirmek gerekir. Bu durum yani 10 siklette bizim aldığımız başarıyı eğer Ruslar kazanmış olsa idi bu bence yadırganırdı. Nedeni ise? Uluslar arası büyük istikrarı olan Rus güreşinin böyle bir duruma düşmesi pek görülmeyeceği için tabiki. Bize gelince 2 iler bir geri misali bir parlıyoruz bir sönüyoruz. Yani oturmuş bir sistem yok. Yapılan başkanlık seçimlerinden sonra 3-4 parçaya bölünün güreş camiası bir bütünlük arz edemediği gibi dağınıklığı gittikçe artmaktadır. Yani göreve gelen yeni yönetim göreve gelir gelmez ayıp olur hele bir iki şampiyona çalışan ekipleri görevden almayan der daha sonra kafasına göre seçimlerde kendisine kim oy vermiş ve gelecek seçimlerde de oyu garanti olan grupların adamlarından milli takıma çalıştırıcı atarlar. Hal öyle olunca Türk güreşinde elbetteki istikrar olmaz. Hep Rusların, İranhların, Amerikalıların sürekli başarılarına şaşı gözle bakar dururuz. Halbuki biçim onlardan hiçbir noksansız yok. Fazlamız var inanın. Bizde olmayan tek şey kendine güvenmemek ve sistemli ve planla hareket etmemek. Bu anlattıklarım milli takım bazında  olan sıkıntılarımız ya mahalli güreşlerim derseniz? Evet asıl sıkıntı burada. Güreşten anlamayan ve siyasete tamamen angaje olmuş gruplar Türk güreşinin alt yapısını kasırga misali bir o yana bir bu yana savurmaktadırlar. Hani ne derler sporda siyaset yok, hiç alakası yok sporda siyasetin alası değil DANİSKASI var. Geçtiğimiz ay 646'ncısı yapılan Kırkpınar da Kanal Türk ve birçok siyasi Türk Milletinin efsanevi en eski organizasyonu olan Kırkpınar bana göre siyasete alası ile alet edildi. Gücünün farkında olmayan güreş camiası kendisine siyasi rant sağlamak isteyen siyasi organizasyonların safında yer alması bana göre yanlışların en büyüğüdür. Evet Türk güreşi Ata sporumuz Mübarek bu güzel sporumuzun istikbaldeki durumu aynen dediğim gibi. Bir parlayan bir alev misali bir çıkış ardından sönüş yani argo tabir ile paldır küldür yuvarlanıp gidiyoruz. Temennim, her türlü çalışmanın uzun vadeli planlarla yapıldığı, işi bilen uzmanların devamlı iş başında tutulduğu, mahalli organizasyonların siyasi rantçılardan uzak bir düzene sokulduğu, kulüplerin iyice güçlendirildiği, sürekli güreş yayınları için özel TV kanalı olması, Güreş Eğitim Merkezlerinin modern dizayn ile rehabilite edilmesi ve okul güreş projesinin hayata geçirildiği güzel günleri görmek en büyük arzumuzdur. Umarım güreşimizin iyiliğini isteyenler bu hatırlatmalara kulak verirler.

 
 





 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=